Anasayfa » Almanlara Göre: AB Üyeliği Süreci Şimdilik Durduruldu

Almanlara Göre: AB Üyeliği Süreci Şimdilik Durduruldu

Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung’da (FAZ), Türkiye’de gerçekleşen cumhurbaşkanı seçimi ikinci turuna ilişkin “Türkiye, Avrupa’ya karşı karar verdi” başlıklı bir yazı yayımlandı.

Yazıda, Türkiye’nin cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili olarak Avrupa’ya karşı bir tavır sergilediği belirtiliyor. Seçimin ikinci turunun gerçek anlamda Erdoğan’a karşı bir referandum olduğu ifade ediliyor ve Türkiye’nin bu oylama ile birlikte Avrupa’ya yönelik de bir karar verdiği vurgulanıyor.

Yazıda ayrıca, seçimin sonucunun Türkiye’nin batıya değil doğuya yönelmeye devam ettiğini gösterdiği ve Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinin giderek gerildiği ifade ediliyor. Türkiye’nin AB üyeliği sürecinin şimdilik kapatıldığı ve Türkiye’nin başka bir rotaya doğru ilerlediği belirtiliyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung’daki bu yazıda, Türkiye’nin cumhurbaşkanı seçimi ikinci turunun, Türkiye’nin Avrupa’ya yönelik duruşunu ve ilişkilerini etkileyen bir dönüm noktası olduğu vurgulanıyor. Yazıda Türkiye’nin tercihlerinin Avrupa ile ilişkilerinde nasıl bir etki yaratacağı ve bu durumun Türkiye’nin gelecekteki yönelimini nasıl etkileyeceği üzerinde duruluyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinin, “aynı zamanda AB’ye yönelmeyen bir politikanın da teyidi” olduğu ifade edilen yazıda, “Batı’nın Ankara ile ilişkilerinin zor olmaya devam edeceği” yorumu yapıldı.

Erdoğan’ın seçilmesinin, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin zorlaştığına işaret eden yazıda, “Erdoğan’ın siyasi söylemi ve politikaları, AB ile ilişkileri gerginleştirmiş ve üyelik sürecinin ilerlemesini zorlaştırmıştır. Bu durum, Türkiye’nin AB’ye yönelik politikalarının değişmediğinin bir göstergesidir” denildi.

Yazıda, “Batı’nın Ankara ile ilişkilerinin zor olmaya devam edeceği” şeklinde bir yorum yapılarak, “Erdoğan’ın AB’ye yönelik eleştirileri ve Türkiye’nin iç politikadaki yönü, Batı ile ilişkilerin gerilimli olmasına neden olacaktır. Bu durum, Türkiye’nin Batı ile uyumlu bir şekilde ilerlemesini engelleyecek ve ilişkilerin daha da zorlaşmasına yol açabilecektir” ifadelerine yer verildi.

  Muğla Büyükşehir 672 Bin Hanenin 1 Ay Kullanacağı Elektriği Çöpten Üretti

Türkiye’nin AB üyeliği sürecinin şu anda “geçici olarak” durduğu ifade edilen bir yazıda şu ifadelere yer verildi:

“AB’ye katılım konusu şimdilik çözüme kavuşturulmuş durumda. Eğer Kılıçdaroğlu seçimi kazansaydı bile, bu kesin bir sonuç getirmeyecekti. Ancak ikinci tur gerçekten Erdoğan’a karşı bir referandum niteliği taşıyorsa, Türkiye Pazar günü Avrupa’ya yönelik bir karar da vermiş oldu. Türkiye, batıya değil doğuya doğru bakıyor.”

“Erdoğan yönetimi altında Türkiye’nin zor bir ortak olmaya devam edeceği ve onunla işbirliği yapmanın gerekliliği savunuldu. Bazı konularda Erdoğan üzerinde baskı kurmanın ve hatta bazı tavizler vermenin uygun olabileceği vurgulandı. Bu konular arasında İsveç’in NATO üyeliği ve mülteci meselesi yer aldı.

Parmakla gösterme politikasının Erdoğan’ın lehine işlemeye devam edeceği ifade edildi. En kötü senaryoda, İsveç gibi eski bir ahlaki süper gücün, geçtiğimiz yıl öğrendiği gibi, kişiye zarar verebileceği belirtildi. Değerler odaklı bir dış politikanın maliyetinin sadece Türkiye için değil, Batı’nın da görece olarak geri alınamayacak bir güç kaybının sonucu olduğu belirtildi.”

“Seçim zaferini adil bulmamak için geçerli nedenlerin olduğu ifade edilen yazıda, şu hususlara değinildi:

“Erdoğan ve AKP, medya organlarının büyük bir kısmını kontrol altında tutuyor. Uzun süredir iktidarda olan Erdoğan’a karşı muhalif siyasetçiler arasında en iyi şansı muhtemelen İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu taşıyordu, ancak uyduruk bir dava ile etkisiz hale getirildi. Erdoğan, kendisi için tehlikeli olabilecek diğer partileri, HDP gibi, siyasi rekabetten uzak tutmak için yasal yollara başvurdu ve bir süredir onları engellemektedir. Tüm bunlar, demokratik bir seçimde olması gereken fırsat eşitliği ile uyumlu değildir.”

Seçim sonucunun, “seçmen iradesinin manipülasyonu olarak görülmemesi” gerektiği vurgulanan yazıda, “Ülkedeki durum muhalefetin lehine olmalıydı. Ekonomik sıkıntılar, deprem sonrası yaşanan sorunlar, hukukun üstünlüğünün erozyona uğraması… Tüm bunlar, Erdoğan’ı yenmek için uygun ön koşullardı. Seçim öncesi anketlerin de işaret ettiği gibi, renksiz bir rakip olan Kılıçdaroğlu’nun dahi gerçekçi bir şansı vardı. Sonuç olarak, Erdoğan’ı ikinci tura zorlayabilirdi.” şeklinde belirtildi.”

  Toparlanma yol haritası çizen UNDP, depremin vurduğu Türkiye için dayanışma çağrısı yaptı